İnkişaf
İlmî dergicilikte yeni bir soluk

İnkişaf

Prof. Dr. Muhammed Ali Es-Sabûnî: Oryantalizmden etkilenenler Kur’an-ı Kerim’i doğru anlayamazlar

Mülakat: İhsan ŞENOCAK

İhsan ŞENOCAK: Bismillahirrahmanirrahim. Hocam Kur’an-ı Kerim’in anlaşılabilmesi için İslam’ın erken asırlarından bu tarafa uygulanan ve zaman içerisinde de tedvin edilerek metin haline getirilen tefsir ve fıkıh usulü günümüzde modernist müslümanların yenilenme çağrıları ile karşı karşıyadır. Modernistler, mevcut tefsir ve fıkıh usulü ile Kur’an-ı Kerim’in anlaşılamayacağını, mutlaka batılıların geliştirdiği çağdaş anlambilimin verilerinden istifade edilmesi gerektiğini söylemektedirler. Üç telif tefsirin sahibi olarak ne söyleyeceksiniz? Kur’an-ı Kerim’i anlarken fıkıh/tefsir usulünde yetersizlik gördünüz mü? Görmediyseniz, bu çağrının arka planında ne olabilir?
Devamını oku »

Bir keşf-i kadim olarak Büyük Doğu ve Necip Fazıl

Ahmet AÇIKGÖZ

Büyük Doğu yani “Doğunun doğuşu”. “Rüzgardan hafif topuklarla içimizdeki iklimlere doğru ruhani ve ince bir sefer” ediş hali. “Büyük Doğu, İslamiyet’in emir subaylığı…” “Büyük Doğu, İslam içerisinde ne yeni bir mezhep, ne de yeni bir içtihat kapısı…” Sadece “Sünnet ve Cemaat Ehli” tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslamiyet’e yol açma geçidi; ve O’nu eşya ve hadiselere tatbik etme işi…”[1] Bu durumda Büyük Doğu bir keşf-i kadimdir. Allah Resulü’nden (s.a.v.) günümüze kadar intikal eden İslami anlayışın keşif ve tatbikinden ibarettir. Devamını oku »

Dünya dillerini “Lebbeyk”te birleştiren mana: Hac

Yasin ESEN

Şevval ayının sonlarına doğru uzak ve yakın diyarlardan; afaki ve hılli[1] müminler “Lebbeyk Allahumme Lebbeyk…” nidalarıyla tevhidin merkezi Kabe’ye doğru yola koyuldular. Yol esnasında zihinleriyle tarihin derinliklerine ulaşıp, Arap Yarımadası’nın her bir köşesinde münadilerin “Allah Resulü -sallallahu aleyhi ve sellem- bu yıl haca gidecek.” şeklinde yaptıkları çağrıyı dinlediler. Ve sonra gözlerinde müthiş bir tablo canlandı: Uçsuz bucaksız çöllerde develerle ya da yalın ayakla yollara düşen, boğazları çatlayacak derecede “Lebbeyk Allahumme Lebbeyk…” diye çağıran on binlerce sahabi; önlerinde Allah Resulü Mekke’ye doğru ilerliyorlar.
Devamını oku »

İmam Hatibe hitabe

Yahya ARSLAN

Sizleri, Ömer -radiyallahu anh- gibi “eğezzene’llah-u bi’l-islam/Allah bizi İslam’la yüceltti.” diyen ve İslam dışı bütün unsurları ve nisbeleri reddeden derin müminler olarak selamlıyorum.
Sizler, Allah Resulü’nün –sallallahu aleyhi ve selem- ahir zamanda geleceğini haber verdiği “kardeşler” taifesinin bahtiyar fertlerisiniz.
Devamını oku »

Derkenar

Ahmet FARUK

Doktora Göründün mü?
Allah Teala dilediğini yapar, istediği gibi de hükmeder. Hükmünü sorgulayacak, iradesine engel olacak hiçbir güç yoktur. Devletlerin yıkılması, insan hayatının son bulması, O’nun sınırsız iradesinin taalluk ettiği şeyler cümlesindendir. Kur’an-ı Kerim mümin dimağlara bu bilinci aşılarken şöyle demektedir: “(O) dilediği şeyleri mutlaka yapandır.” (Buruc, 85/16)
Devamını oku »

Medine’de bayram sabahı

Ahmed FARUK

Medine bir sevgili gibi önce rüyaları süsledi; Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, rüyasında Mekke’den ayrılıp içerisinde hurma ağaçları olan bir yere hicret ettiğini gördü. Hicret yurdunun Yemame ya da Hecer[1] olduğunu zannetti. Sonra anladıki gördüğü yer Yesrib Şehriydi.[2]

Devamını oku »

Sabâ rüzgarı

İhsan ŞENOCAK

Vahye karşı duran insanlar sokak başlarını tutmuş “kimlik” yoklaması yapıyorlar. Dünya genelinde kurulan gümrüklerde İslami değerlere kota uygulanıyor. Dinin, “vakti geçmiş bir ideoloji” olduğuna inanan ve bu yüzden onu ideolojiler kabristanlığında görmek isteyen münkirler, insanları İslami değerlerin etkin olmadığı bir dünyayı yaşamaya icbar ediyorlar. Bu yüzden kendilerine “size söyleyecek bir çift sözüm var: ‘Allah’tan başka ilah olmadığını kabul ediniz!’” diyen Nuh (aleyhisselam)’a iltifat etmiyorlar. Devamını oku »

Selefilik neyin devamı

Halit İSTANBULLU

Yatağından ayrılan nehir suyu gibi, vahyin aydınlık yolundan uzaklaşan insan zihni de saf halini kaybeder. İdeolojiler mahşerine dönüşen zihnin, hakikati yanlışlardan ayıklayabilmesi, vahyi bozulmamış bir akılla okuması ile mümkündür.
Peygamberler farklı renk, dil ve iklimlerin egemen olduğu zihinleri yanlışlardan ayıklayıp “hakikat” etrafında yek vucût olmaya çağırdılar.
Devamını oku »

Selefilikten Hanbeliliğe

Mustafa ÖZCAN

Selefilik de, Melametilik gibi üçüncü devresini yaşıyor. En yumuşak devresi de bu son devresi sayılabilir. Bununla birlikte, henüz ikinci devresi de piyasadan tam olarak silinmiş değil. İç içe ve mütedahil daireler şeklinde yaşamaya devam ediyorlar. İkinci devre Selefiliğin devamları şu anda Suudi Arabistan gibi bölge rejimlerini rahatsız ediyor. Bununla birlikte, Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Nayif bu bağlamda aşırılıkla alakalı kendi selefilerinden ziyade ‘dehil’ yani ithal İhvan-ı Müslimin hareketini suçluyordu. Devamını oku »

İbn Teymiyye’nin itikadi görüşleri

İhsan ŞENOCAK

İslam düşünce tarihinde leh ve aleyhinde en fazla konuşulan isimlerin başında Takiyyuddin İbn Teymiyye (v. 728/1328) gelmektedir. 661/1263 yılında Harran’da doğan İbn Teymiyye, Hanbeli mezhebinin güçlü alimlerini içerisinde barındıran bir aileye mensuptur. Dedesi Mecdüddin İbn Teymiyye pek çok alanda eser veren bir alimdir. Babası Abdulhalim’de, Harran yöresinde etkin olan bir Hanbeli fakihidir.
Devamını oku »

İbn Teymiyye ve İbnu’l Kayyım’ın Cehennemin ebediliği meselesindeki görüşünün tesbiti

Ebubekir SİFİL

Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi merhumun, Cehennem azabının kâfir ve müşrikler için ebedi değil geçici olduğunu savunan Kazan’lı Musa Carullah Bigiyef’e[1] reddiyesinden[2] sonra bu batıl davanın Kur’an ile temellendirilmesinin mümkün olmadığı, en küçük bir şüpheye mahal bırakmayacak tarzda tescillenmişti.[3]
Devamını oku »

İbn Teymiyye’nin ilim adamı kimliği ve güvenilirliği -İbn Arabi müdafası-

Recep YILDIZ

Alim, “alamet” ve “alem” kelimeleri ile aynı kökten türemiştir. Alamet insanlara çöllerde yönlerini gösteren işaret, iki araziyi birbirinden ayıran gösterge; alem ise dağ ve bayrak gibi anlamlara gelir.[1] Alim, alamet/gösterge gibi insanlara yönlerini gösterir, helal ve haram sisteminin sınırlarını çizer, bayrak gibi de durulması gereken yeri işaret eder. Dağ anlamına gelen alem kelimesi teşbih yoluyla alimler için de kullanılır. Nasıl alem/dağ yeryüzünün hareket ve temayülüne engel oluyorsa ümmetin arasında ki alimler de onların sapma ve inatlarına mani olurlar.[2]
Devamını oku »

Kasîde-i Nûniyye, Es-Seyfü’s-Sakîl ve Tekmilesi ışığında İbn-i Teymiyye

Hüseyin Avni KANSIZOĞLU

Bundan sonra….,
Bu makalede inşâellah, İmâm Takıyyüddîn es-Sübkî’nin, İbn-Kayyim el-Cevziyye’nin yazdığı Kasîde-i Nûniyye’ye reddiye/cevâb olarak kaleme aldığı es-Seyfü’s-Sakîl isimli eserini tanımaya çalışacağız. Yazımız bir mukaddime, beş fasıl ve bir hâtime/netîce çerçevesinde olacaktır.
Devamını oku »

Bir mutasavvıf olarak İmam-ı Âzam Ebu Hanife

Prof. Dr. Muhammed Tahir Nur Veli
Ter: Hasan Terzioğlu

Hamd, evliyaların ve âlimlerin mertebelerini yükselten, kıymetlerini artıran, onlara şeref veren celal sahibi Allah Teala’ya aittir. O (c.c.) derecelerini yükselttiği alimler hakkında şöyle buyurmaktadır: “Allah’tan kulları içinde ancak âlimler (gereği gibi) korkarlar.”[1], Haberiniz olsun Allah’ın dostları olanların üzerine ne korku vardır ne de onlar mahzun olurlar.[2]
Devamını oku »

Ebubekir Sifil Hoca ile İslami ilimler, medeniyet ve modernizm üzerine

Ömer Faruk TOKAT, Talha Hakan ALP

Ömer Faruk Tokat: Modern İslam düşüncesi, çağdaş İslam düşüncesi, modernist yaklaşım vb. dendiğinde ne anlamalıyız? Sohbetimize belki böyle bir soruyla başlayabiliriz.

Ebubekir Sifil: Öncelikle, her şeyi insan aklının ve insan inisiyatifinin belirlemesi gerektiğini söyleyen bir bakış açısı var aydınlanmadan bu yana. İnsanı merkeze alan, insan aklını merkeze alan ve değerleri insanın belirlemesi gerektiğini söyleyen bir duruş… Bu, modern zamanlara mahsus bir durum; Kutsalı yok… Dünyasal… İnsandan başka değer tanımayan bir duruş. Devamını oku »

Abdulfettah Ebu Gudde hocamız

Dr. Nureddin BOYACILAR

بسم الله الرحمن الرحيم
Rabbânî alim, muhaddis, fakih, usulcü, edib, muhakkik, selef-i sâlihinden bize ulaşan, Halep’li hocamız, üstadımız; Ebu Zahid Abdülfettah b. Muhammed b. Beşir b. Hasan Ebu Gudde el-Hâlidî el-Mahzûmi el-Halebî el-Hanefî (D.1336 h./1917 m.)
Merhum hocamı önceleri kitaplarından tanıyordum. 1969-1970 yıllarında kendileriyle mektuplaşmak suretiyle tanışmıştım. 1979 yılında Riyad İmam Muhammed b. Suûd İslam Üniversitesi’ne ziyaretçi hoca olarak gittiğimde bana “Sen Riyad’da misafirsin, buranın yabancısısın” diyerek muhterem oğlu ile otele ziyaretime gelmişti (bu kendisinin ne kadar mütevazı bir kimse olduğuna açık bir delildir). Devamını oku »

Harameyn Notları

Recep YILDIZ

Hacc sözlükte, “bir yere yönelmek, gitmek”[1] anlamlarına gelmektedir. Fakat sıradan yönelişler haccın zarfına giremezler. Çünkü hacc, “yüce olana gitmektir.”[2] yani mananın maddeye tecelli remzi olan Kabe’ye yönelmektir.
Fıkıh ıstılahında ise hacc, imkanı olan Müslümanların muayyen bir zaman içerisinde Kabe, Arafat, Müzdelife ve Mina’da belli vazifeleri usulüne uygun bir şekilde yerine getirmelerinden ibarettir.
Umre, “ziyaret etmek”[3] anlamına gelmektedir. İbn Esir kelimeyi “kendine özel şartlarla Kabe’yi” ziyaret etmek şeklinde tefsir eder.
Devamını oku »

Muasır bir İsmail Saib Sencer: Bayram Hoca

Ahmet AÇIKGÖZ

Bayram Hoca, muhakkik, muttaki bir ilim adamıydı. “Büyük hocalardan” ders okumuştu. Yıllarca Mahmud Efendi, Sadreddin Yüksel, Halil Günenç ve Mehmet Savaş gibi kudema bezmine ahirde gelen allamelerin ilim halkalarında bulunmuştu.
Bayram Hoca’nın ibare ve ifade vukûfiyeti ilim ehli tarafından takdirle karşılanırdı. “Kem aletle kemâlât olmayacağını” bilenler, Onda ders okumayı Allah Teala’nın bir ihsanı olarak telakki ederlerdi.
Devamını oku »

Er-Râ’iyyetu’s-Suğra (Bidatlerin zemmi ve yüce sünnetin medhi kasidesi)

Târık ZİYÂ

Hicrî onüçüncü asrın ikinci yarısıyla ondördüncü asrın ilk yarısında (1265/1849–1350/1932) yaşamış olan Beyrutlu âlim Yûsuf bin İsmâ‘îl en-Nebhânî, dışarıda ecnebî, içeride mezhebsiz/reformistlerin tenkit ettikleri Dîn-i Mübîn’in ve Hazret-i Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)’in; Osmanlı’nın ve Hilâfet-i İslâmiyye’nin yılmaz müdâfiî olmuş, yazdığı onlarca eseriyle bu gürûhun üzerine âdeta yıldırımlar yağdırmışdır. Bu i‘tibârladır ki günümüz neo-‘selefî’leri, mezhebsiz ve reformcuları kendisini sevmez, onu ve eserlerini nisyâna terk ile akıllarınca istiskâl etmek isterler.
Devamını oku »

Papa niçin konuşuyor

İNKİŞAF

Batı kılıçla kaleleri, İslam Kelam-ı Kadim’le yürekleri fethetti. Mekke’de zulüm bütün şubeleriyle Müslümanları kuşatmışken Habeşistan devlet başkanı Necaşi Müslüman oldu. Hadise kilisenin en baş propaganda malzemesi olan İslam’ın kılıçla yayıldığı iddiasını bütünüyle geçersiz kıldı. Anadolu’yu İslam ordularından önce dervişler fethetti. Kudüs ve Şam gibi şehirler de benzer yollarla İslam coğrafyasına katıldı. Hıristiyanlık İslam’ın karşısında fikren hezimete uğradı.
Devamını oku »

« Önceki Sayfa Sonraki Sayfa »