İhsan ŞENOCAK
Vahye karşı duran insanlar sokak başlarını tutmuş “kimlik” yoklaması yapıyorlar. Dünya genelinde kurulan gümrüklerde İslami değerlere kota uygulanıyor. Dinin, “vakti geçmiş bir ideoloji” olduğuna inanan ve bu yüzden onu ideolojiler kabristanlığında görmek isteyen münkirler, insanları İslami değerlerin etkin olmadığı bir dünyayı yaşamaya icbar ediyorlar. Bu yüzden kendilerine “size söyleyecek bir çift sözüm var: ‘Allah’tan başka ilah olmadığını kabul ediniz!’” diyen Nuh (aleyhisselam)’a iltifat etmiyorlar. Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »
Halit İSTANBULLU
Yatağından ayrılan nehir suyu gibi, vahyin aydınlık yolundan uzaklaşan insan zihni de saf halini kaybeder. İdeolojiler mahşerine dönüşen zihnin, hakikati yanlışlardan ayıklayabilmesi, vahyi bozulmamış bir akılla okuması ile mümkündür.
Peygamberler farklı renk, dil ve iklimlerin egemen olduğu zihinleri yanlışlardan ayıklayıp “hakikat” etrafında yek vucût olmaya çağırdılar.
Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »
Mustafa ÖZCAN
Selefilik de, Melametilik gibi üçüncü devresini yaşıyor. En yumuşak devresi de bu son devresi sayılabilir. Bununla birlikte, henüz ikinci devresi de piyasadan tam olarak silinmiş değil. İç içe ve mütedahil daireler şeklinde yaşamaya devam ediyorlar. İkinci devre Selefiliğin devamları şu anda Suudi Arabistan gibi bölge rejimlerini rahatsız ediyor. Bununla birlikte, Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Nayif bu bağlamda aşırılıkla alakalı kendi selefilerinden ziyade ‘dehil’ yani ithal İhvan-ı Müslimin hareketini suçluyordu. Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »
İhsan ŞENOCAK
İslam düşünce tarihinde leh ve aleyhinde en fazla konuşulan isimlerin başında Takiyyuddin İbn Teymiyye (v. 728/1328) gelmektedir. 661/1263 yılında Harran’da doğan İbn Teymiyye, Hanbeli mezhebinin güçlü alimlerini içerisinde barındıran bir aileye mensuptur. Dedesi Mecdüddin İbn Teymiyye pek çok alanda eser veren bir alimdir. Babası Abdulhalim’de, Harran yöresinde etkin olan bir Hanbeli fakihidir.
Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »
Ebubekir SİFİL
Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi merhumun, Cehennem azabının kâfir ve müşrikler için ebedi değil geçici olduğunu savunan Kazan’lı Musa Carullah Bigiyef’e[1] reddiyesinden[2] sonra bu batıl davanın Kur’an ile temellendirilmesinin mümkün olmadığı, en küçük bir şüpheye mahal bırakmayacak tarzda tescillenmişti.[3]
Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »
Recep YILDIZ
Alim, “alamet” ve “alem” kelimeleri ile aynı kökten türemiştir. Alamet insanlara çöllerde yönlerini gösteren işaret, iki araziyi birbirinden ayıran gösterge; alem ise dağ ve bayrak gibi anlamlara gelir.[1] Alim, alamet/gösterge gibi insanlara yönlerini gösterir, helal ve haram sisteminin sınırlarını çizer, bayrak gibi de durulması gereken yeri işaret eder. Dağ anlamına gelen alem kelimesi teşbih yoluyla alimler için de kullanılır. Nasıl alem/dağ yeryüzünün hareket ve temayülüne engel oluyorsa ümmetin arasında ki alimler de onların sapma ve inatlarına mani olurlar.[2]
Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »
Hüseyin Avni KANSIZOĞLU
Bundan sonra….,
Bu makalede inşâellah, İmâm Takıyyüddîn es-Sübkî’nin, İbn-Kayyim el-Cevziyye’nin yazdığı Kasîde-i Nûniyye’ye reddiye/cevâb olarak kaleme aldığı es-Seyfü’s-Sakîl isimli eserini tanımaya çalışacağız. Yazımız bir mukaddime, beş fasıl ve bir hâtime/netîce çerçevesinde olacaktır.
Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »
Prof. Dr. Muhammed Tahir Nur Veli
Ter: Hasan Terzioğlu
Hamd, evliyaların ve âlimlerin mertebelerini yükselten, kıymetlerini artıran, onlara şeref veren celal sahibi Allah Teala’ya aittir. O (c.c.) derecelerini yükselttiği alimler hakkında şöyle buyurmaktadır: “Allah’tan kulları içinde ancak âlimler (gereği gibi) korkarlar.”[1], Haberiniz olsun Allah’ın dostları olanların üzerine ne korku vardır ne de onlar mahzun olurlar.[2]
Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »
Ömer Faruk TOKAT, Talha Hakan ALP
Ömer Faruk Tokat: Modern İslam düşüncesi, çağdaş İslam düşüncesi, modernist yaklaşım vb. dendiğinde ne anlamalıyız? Sohbetimize belki böyle bir soruyla başlayabiliriz.
Ebubekir Sifil: Öncelikle, her şeyi insan aklının ve insan inisiyatifinin belirlemesi gerektiğini söyleyen bir bakış açısı var aydınlanmadan bu yana. İnsanı merkeze alan, insan aklını merkeze alan ve değerleri insanın belirlemesi gerektiğini söyleyen bir duruş… Bu, modern zamanlara mahsus bir durum; Kutsalı yok… Dünyasal… İnsandan başka değer tanımayan bir duruş. Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »
Dr. Nureddin BOYACILAR
بسم الله الرحمن الرحيم
Rabbânî alim, muhaddis, fakih, usulcü, edib, muhakkik, selef-i sâlihinden bize ulaşan, Halep’li hocamız, üstadımız; Ebu Zahid Abdülfettah b. Muhammed b. Beşir b. Hasan Ebu Gudde el-Hâlidî el-Mahzûmi el-Halebî el-Hanefî (D.1336 h./1917 m.)
Merhum hocamı önceleri kitaplarından tanıyordum. 1969-1970 yıllarında kendileriyle mektuplaşmak suretiyle tanışmıştım. 1979 yılında Riyad İmam Muhammed b. Suûd İslam Üniversitesi’ne ziyaretçi hoca olarak gittiğimde bana “Sen Riyad’da misafirsin, buranın yabancısısın” diyerek muhterem oğlu ile otele ziyaretime gelmişti (bu kendisinin ne kadar mütevazı bir kimse olduğuna açık bir delildir). Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »
Recep YILDIZ
Hacc sözlükte, “bir yere yönelmek, gitmek”[1] anlamlarına gelmektedir. Fakat sıradan yönelişler haccın zarfına giremezler. Çünkü hacc, “yüce olana gitmektir.”[2] yani mananın maddeye tecelli remzi olan Kabe’ye yönelmektir.
Fıkıh ıstılahında ise hacc, imkanı olan Müslümanların muayyen bir zaman içerisinde Kabe, Arafat, Müzdelife ve Mina’da belli vazifeleri usulüne uygun bir şekilde yerine getirmelerinden ibarettir.
Umre, “ziyaret etmek”[3] anlamına gelmektedir. İbn Esir kelimeyi “kendine özel şartlarla Kabe’yi” ziyaret etmek şeklinde tefsir eder.
Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »
Ahmet AÇIKGÖZ
Bayram Hoca, muhakkik, muttaki bir ilim adamıydı. “Büyük hocalardan” ders okumuştu. Yıllarca Mahmud Efendi, Sadreddin Yüksel, Halil Günenç ve Mehmet Savaş gibi kudema bezmine ahirde gelen allamelerin ilim halkalarında bulunmuştu.
Bayram Hoca’nın ibare ve ifade vukûfiyeti ilim ehli tarafından takdirle karşılanırdı. “Kem aletle kemâlât olmayacağını” bilenler, Onda ders okumayı Allah Teala’nın bir ihsanı olarak telakki ederlerdi.
Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »
Târık ZİYÂ
Hicrî onüçüncü asrın ikinci yarısıyla ondördüncü asrın ilk yarısında (1265/1849–1350/1932) yaşamış olan Beyrutlu âlim Yûsuf bin İsmâ‘îl en-Nebhânî, dışarıda ecnebî, içeride mezhebsiz/reformistlerin tenkit ettikleri Dîn-i Mübîn’in ve Hazret-i Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)’in; Osmanlı’nın ve Hilâfet-i İslâmiyye’nin yılmaz müdâfiî olmuş, yazdığı onlarca eseriyle bu gürûhun üzerine âdeta yıldırımlar yağdırmışdır. Bu i‘tibârladır ki günümüz neo-‘selefî’leri, mezhebsiz ve reformcuları kendisini sevmez, onu ve eserlerini nisyâna terk ile akıllarınca istiskâl etmek isterler.
Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »
İNKİŞAF
Batı kılıçla kaleleri, İslam Kelam-ı Kadim’le yürekleri fethetti. Mekke’de zulüm bütün şubeleriyle Müslümanları kuşatmışken Habeşistan devlet başkanı Necaşi Müslüman oldu. Hadise kilisenin en baş propaganda malzemesi olan İslam’ın kılıçla yayıldığı iddiasını bütünüyle geçersiz kıldı. Anadolu’yu İslam ordularından önce dervişler fethetti. Kudüs ve Şam gibi şehirler de benzer yollarla İslam coğrafyasına katıldı. Hıristiyanlık İslam’ın karşısında fikren hezimete uğradı.
Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »