03 Ağustos 2007
İnkişaf
Sultan İkinci Abdulhamid Han, dünyamızdan ayrılalı neredeyse bir asır oldu. O’nun gidişiyle adeta yetim kalan ümmet, sahipsizlik diyarında serseri kuşlar gibi vur ha vur bir öteye bir beriye sürekli kanat vurdu; kimsesini aradı. Bir ara bulur gibi oldu, fakat sun-î Yahudiler (masonlar) gerçek Yahudilerin desteğini arkalarına alarak -Abdulhamid devrinde olduğu gibi- yine “vatan kurtarma” adı altında milletin önünü kesti, en olmaz yalanları ona gerçek diye takdim etti. Devamını oku »
Gündem | Yorum yok »
02 Ağustos 2007
İnkişaf
Mukaddesatımız çiğneniyor, hanümanımız talan ediliyor, coğrafyamızın büyük bir bölümünde kardeşlerimiz içmeye su, yemeye ekmek bulamıyor, ajanslar sürekli olarak müreffeh ülkelerin işgal ettiği devletlerden haber merkezlerine katledilen Müslümanların haberlerini geçiyor… İşin garip tarafı, bütün bu olanlar karşısında “sabır” ve “teslimiyetten” öte yapabilecek bir şeyimiz olmadığını düşünüyoruz. Bu düşünce, yaşanılan hali meşrulaştırdığı gibi mevcut köleliğin de ömrünü uzatıyor. Devamını oku »
Gündem | Yorum yok »
07 Kasım 2006
Hüseyin AVNÎ
Besmele, hamdele, salat ve selam…
Bundan sonra…
Vehb b. Münebbih’in rivâyetine göre, Abdullah İbn-i Abbas, Ashâb’ı anlatırken, onların, dînî hususlarda zor konuştuklarını, hatta konuşamadıklarını, ama bunun, onların dilsiz olduk larından yahud konuşmayı bilmediklerinden ve bilgisizliklerinden olmadığını, aksine onların belâğet ve fesâhatta ileri seviyelerde olduklarını, ancak bunun Allah korkusuna sahip olduk larından kaynaklandığını, söyler.
Devamını oku »
Gündem | Yorum yok »
13 Ekim 2006
Ahmet AÇIKGÖZ
Hürriyet’te Ertuğrul Özkök dünkü yazısında “İsmailağa pandora kutusunun simgelediği tarikat düzeninin kapağı daha yeni açılıyor” diyor. Özkök cemaatin ileri gelenlerinin müslümanları sömürdüklerini, hoca mürit ilişkilerinde istismarın kol gezdiğini iddia ediyor. Yazarımız Cübbeli Hoca Dosyası’nın gerçek hoca ve imamları tenzih etmek gayesine matuf olduğunu söylemeyi de ihmal etmiyor.
Devamını oku »
Gündem | Yorum yok »
11 Ekim 2006
Ahmet AÇIKGÖZ
Seyyid Bey, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yetişen iyi bir İslam Hukukçusu idi. “İslam Hukukuna Giriş” niteliğinde ki “Medhal” adlı kitabı alanının ilk çalışmalarından olmasına rağmen hala bu gün aşılamamış eserler arasında kabul edilmektedir. Modern eğilimleri ve dünyevi ihitirasları baskın olan Seyyid Bey inanıp yaşadıklarını, okuyup yazdıklarını bir kalemde silip atabilecek kadar da istikrarsız birisidir.
Hoca yeni kurulan Türkiye Cumhuriyet’i Devleti’nde Adalet Bakanı olarak görev alır. Devamını oku »
Gündem | Yorum yok »
06 Eylül 2006
Ahmet AÇIKGÖZ
I. Gerçek, yanlışa ne kadar uzaksa, muteber basın da(!) bu ülkenin değerlerine o kadar uzaktır. Öyleki muteber basın (!) müslümanlar söz konusu olduğunda “mazlum” yerine “zalim”in, “şehit” yerine “katil”in hakkını müdafaa eder. Merhum Bayram Hoca ile alakalı haberler ve yorumlar bu acı gerçeği bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Devamını oku »
Gündem | Yorum yok »
20 Ağustos 2006
Ahmet AÇIKGÖZ
Kardeşim!
Mektubumu, Beyrut’ta doktorları şehit düşen, tıbbı malzemeleri enkaz altında kalan bir hastanenin bahçesinden yazıyorum.
Evlerimiz yok artık. Çarşılarımız viraneye döndü. Bütün bunlardan öte yavrularımızı kaybettik. Halimizi herkes gibi sende görüyorsun. Biliyorsun ki; İslam toprağına saldıran şu küfür yobazlarını ilk olarak sana şikayet etmiştim. Sana dair umutlarım vardı. Devamını oku »
Gündem | Yorum yok »
05 Kasım 2005
Ahmet AÇIKGÖZ
Batı’nın değerlerine meftun Doğulular İstanbul sokaklarında ezan sesleriyle büyümüşlerdi. Ruhları Ayasofya’da dinledikleri vaazlarla mutmain olurdu. Kandil geceleri, bayram sabahları, teravih namazları hayatlarının en mutlu anlarıydı. Sokakta yürürken gözleri bir minarenin taşına takıldı mı, taştan ciltler dolusu kitabın malumatını alırlardı. İstanbul, onların ilham kaynağıydı. Başları dara düşünce Eyüb’e koşar, Fatih’in kabrine gider, Edirnekapı’da İbn-i Kemal’le bütünleşirlerdi. Çünkü ak sakallı babalarından, abdestsiz ayağı yere basmayan analarından öyle görmüşlerdi. Devamını oku »
Gündem | Yorum yok »
18 Ekim 2005
Ahmet AÇIKGÖZ
Sokaklar, izbe sokaklar. Sokaklarda kenarları kertilmiş cetvel gibi uzanan kuyruklar; Yaşlılar, kadınlar, vatanlarından ırak illerde ilim tahsil eden delikanlılar, elleri oyuncağa hasret çocuklar, tam tekmil bekliyorlar. Ramazan hürmetine dağıtılan nevaleden nasiplerine düşeni alacaklar.
Nevaleyi dağıtan kazandığı sevaba, alan da yardıma seviniyor. Fakat gerçekte, ilki aldanıyor ikincisi ise içiyle ağlarken yüzüyle gülüyor. Hangi baba çocuklarının gözleri önünde el açıp yardım isteyişine ve hangi delikanlı arkadaşlarının hazır olduğu bir ortamda “sail” oluşuna sevinebilir?! Devamını oku »
Gündem | Yorum yok »
13 Ekim 2005
Ahmet AÇIKGÖZ
“Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki, “Biz Allah’a ait (kullar)ız ve şüphesiz O’na dönücüleriz.” (Bakara, 156)
Soğuğa-sıcağa zırh olsun diye yaptığımız evler üzerimize geldi. Eşya, yapılış gayesine isyan edercesine vücudumuza darbeler indirdi. Eşyayı bize doğru tanıtmadılar ya da biz yanlış tanıdık. Korkuyu kuşandığımız an bize amansız darbeler indiren eşyayı bizim kabul ettik. Vicdanımızdan bile fedakârlıkta bulunarak toparladığımız dünyalıklar meğer yalanmış. Biz yanlış algılamışız çevreyi, “yok”u “var”, “var”ı “yok” görmüşüz.
Devamını oku »
Gündem | Yorum yok »