SABÂ RÜZGARI

İhsan ŞENOCAK

Vahye karşı duran insanlar sokak başlarını tutmuş “kimlik” yoklaması yapıyorlar. Dünya genelinde kurulan gümrüklerde İslami değerlere kota uygulanıyor. Dinin, “vakti geçmiş bir ideoloji” olduğuna inanan ve bu yüzden onu ideolojiler kabristanlığında görmek isteyen münkirler, insanları İslami değerlerin etkin olmadığı bir dünyayı yaşamaya icbar ediyorlar. Bu yüzden kendilerine “size söyleyecek bir çift sözüm var: ‘Allah’tan başka ilah olmadığını kabul ediniz!’” diyen Nuh (aleyhisselam)’a iltifat etmiyorlar.

SELEFİLİK NEYİN DEVAMI

Halit İSTANBULLU

Yatağından ayrılan nehir suyu gibi, vahyin aydınlık yolundan uzaklaşan insan zihni de saf halini kaybeder. İdeolojiler mahşerine dönüşen zihnin, hakikati yanlışlardan ayıklayabilmesi, vahyi bozulmamış bir akılla okuması ile mümkündür.

Peygamberler farklı renk, dil ve iklimlerin egemen olduğu zihinleri yanlışlardan ayıklayıp “hakikat” etrafında yek vucût olmaya çağırdılar.

SELEFİLİKTEN HANBELİLİĞE

Mustafa ÖZCAN

Selefilik de, Melametilik gibi üçüncü devresini yaşıyor. En yumuşak devresi de bu son devresi sayılabilir. Bununla birlikte, henüz ikinci devresi de piyasadan tam olarak silinmiş değil. İç içe ve mütedahil daireler şeklinde yaşamaya devam ediyorlar. İkinci devre Selefiliğin devamları şu anda Suudi Arabistan gibi bölge rejimlerini rahatsız ediyor. Bununla birlikte, Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Nayif bu bağlamda aşırılıkla alakalı kendi selefilerinden ziyade ‘dehil’ yani ithal İhvan-ı Müslimin hareketini suçluyordu. Bunun ötesinde, Selefilik en sert ve haşin devresini Osmanlılarla birlikte yaşadı. İBN TEYMİYYE’NİN İTİKADİ GÖRÜŞLERİ

Free Slot

İhsan ŞENOCAK

İslam düşünce tarihinde leh ve aleyhinde en fazla konuşulan isimlerin başında Takiyyuddin İbn Teymiyye (v. 728/1328) gelmektedir. 661/1263 yılında Harran’da doğan İbn Teymiyye, Hanbeli mezhebinin güçlü alimlerini içerisinde barındıran bir aileye mensuptur. Dedesi Mecdüddin İbn Teymiyye pek çok alanda eser veren bir alimdir. Babası Abdulhalim’de, Harran yöresinde etkin olan bir Hanbeli fakihidir.

İBN TEYMİYYE VE İBNU’L-KAYYIM’IN CEHENNEM’İN EBEDİLİĞİ MESELESİNDEKİ GÖRÜŞÜNÜN TESBİTİ

Ebubekir SİFİL

Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi merhumun, Cehennem azabının kâfir ve müşrikler için ebedi değil geçici olduğunu savunan Kazan’lı Musa Carullah Bigiyef’e reddiyesinden sonra bu batıl davanın Kur’an ile temellendirilmesinin mümkün olmadığı, en küçük bir şüpheye mahal bırakmayacak tarzda tescillenmişti.

İBN TEYMİYYE’NİN İLİM ADAMI KİMLİĞİ VE GÜVENİLİRLİĞİ -İBN ARABİ MUDAFAASI-
Recep YILDIZ

Alim, “alamet” ve “alem” kelimeleri ile aynı kökten türemiştir. Alamet insanlara çöllerde yönlerini gösteren işaret, iki araziyi birbirinden ayıran gösterge; alem ise dağ ve bayrak gibi anlamlara gelir. Alim, alamet/gösterge gibi insanlara yönlerini gösterir, helal ve haram sisteminin sınırlarını çizer, bayrak gibi de durulması gereken yeri işaret eder. Dağ anlamına gelen alem kelimesi teşbih yoluyla alimler için de kullanılır. Nasıl alem/dağ yeryüzünün hareket ve temayülüne engel oluyorsa ümmetin arasında ki alimler de onların sapma ve inatlarına mani olurlar.
KASÎDE-İ NÛNİYYE, ES-SEYFÜ’S-SAKÎL VE TEKMİLE’Sİ IŞIĞINDA İBN TEYMİYYE

Hüseyin Avni KANSIZOĞLU

Bu makalede inşâellah, İmâm Takıyyüddîn es-Sübkî’nin, İbn-Kayyim el-Cevziyye’nin yazdığı Kasîde-i Nûniyye’ye reddiye/cevâb olarak kaleme aldığı es-Seyfü’s-Sakîl isimli eserini tanımaya çalışacağız. Yazımız bir mukaddime, beş fasıl ve bir hâtime/netîce çerçevesinde olacaktır. Mukaddime, İbn-i Teymiyye’yi tanıtma sadedinde ve neden İbn-i Kayyim ve Nûniyye’sini ele aldığımız ile alakalı olacaktır.

BİR MUTASAVVIF OLARAK İMAM-I AZAM EBU HANİFE

Prof. Dr. Muhammed Tahir Nur Veli

Ter: Hasan Terzioğlu

Ebu Hanife Kur’an-ı Kerim’i küçük yaşta hıfzetti. Ömrünün ilk yıllarında tabiundan İmam Amir eş-Şa’bi ile karşılaşana kadar pazarda babasıyla birlikte ticaret ile uğraştı. Eş-Şa’bi, İmam-ı Azam’la karşılaştığında onun gayet zeki, uyanık, enerji dolu biri olduğunu anlayıp ona âlimlerin yanına sık sık gitmesini tavsiye etti. İmam-ı Azam bu tavsiyeler doğrultusunda âlimlerin yanına gidip gelmeye başladı. Bu, Ebu Hanife’nin ilim talep etme yolunda attığı ilk ciddi adımdır.

EBUBEKİR SİFİL HOCA İLE İSLAMİ İLİMLER, MEDENİYET VE MODERNİZM ÜZERİNE
Ömer Faruk TOKAT, Talha Hakan ALP

Öncelikle, her şeyi insan aklının ve insan inisiyatifinin belirlemesi gerektiğini söyleyen bir bakış açısı var aydınlanmadan bu yana. İnsanı merkeze alan, insan aklını merkeze alan ve değerleri insanın belirlemesi gerektiğini söyleyen bir duruş… Bu, modern zamanlara mahsus bir durum; Kutsalı yok… Dünyasal… İnsandan başka değer tanımayan bir duruş.

ABDULFETTAH EBÛ GUDDE HOCAMIZ

Dr. Nureddin BOYACILAR

Merhum hocamı önceleri kitaplarından tanıyordum. 1969-1970 yıllarında kendileriyle mektuplaşmak suretiyle tanışmıştım. 1979 yılında Riyad İmam Muhammed b. Suûd İslam Üniversitesi’ne ziyaretçi hoca olarak gittiğimde bana “Sen Riyad’da misafirsin, buranın yabancısısın” diyerek muhterem oğlu ile otele ziyaretime gelmişti (bu kendisinin ne kadar mütevazı bir kimse olduğuna açık bir delildir). Bendenize Suudi Arabistan’da nasıl davranacağım hakkında nasihatlerde bulunmuştu.

HARAMEYN NOTLARI

Recep YILDIZ

Selef-i salihinden tevarüs eden bu ruhu Osmanlı kalıcı hale getirebilmek için birkaç önemli adım attı. Bu bağlamda Mekke ile Medine arasındaki güzergahta Allah Resulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) farklı zamanlarda uğradığı ya da namaz kıldığı mekanlara 20 tane mescit bina etti. Medine yolcuları henüz vuslata ermeden oralarda namaz kılar, zihni planda kendilerini “Büyük Buluşmaya” hazırlarlardı.

MUASIR BİR İSMAİL SAİB SENCER: BAYRAM HOCA

Ahmet AÇIKGÖZ

Bayram Hoca etraflı bir literatür bilgisine de sahipti. O, neyi, nerede bulabileceklerini araştıran hoca ve öğrencilerin müracaat kaynağıydı. Ömrünü kitaplara vakfeden muasır bir İsmail Saib Sencer’di. Devlet kütüphanelerinin bir çoğundan daha büyük bir kütüphaneye sahipti. Buna rağmen durmaz, sık sık Sultanahmet’teki İrşad Kitapevi’ni ziyaret ederdi. Kitapevinde Onunla birkaç defa karşılaşmıştım.

ER-RÂ’İYYETU’S-SUĞRA (BİDATLERİN ZEMMİ VE YÜCE SÜNNETİN MEDHİ KASİDESİ)

Târık ZİYÂ

Merhûmun er-Râ‘iyyetu’s-Suğra fî Zemmi’l-Bid‘ati ve Medhi’s-Sünneti’l-Ğarrâ (Bid‘atlerin Zemmi ve Yüce Sünnet’in Medhi Kasîdesi) adlı eseri, hâssaten asrın en büyük üç bid‘atcısı olan Cemâleddîn Efgânî, Muhammed ‘Abduh el-Mısrî ve Reşîd Rızâ’yı zemmeden manzum bir eserdir. Eserde mezheb imamlarımızın (r.a.) medhi, İbn Teymiyye ve Muhammed b. Abdu’l-Vehhâb’ın tenkîdi ve son olarak da Nebî aleyhi’s-salâtu ve’s-selâmın medhiyle ilgili kısımlar da yer alıyor. PAPA NİÇİN KONUŞUYOR?

Online Casino Deutschland

İNKİŞAF

Kilise ile yakın mesai içerisinde olunması gerektiğini savunan “okur-yazar” Müslümanların hadise karşısında yeni bir usul ve üslup belirleme tartışmalarına girmeleri ise bütünüyle yersizdir. Zira geleneğimiz kilise ile münasebetin nasıl olması gerektiğini gösteren mükemmel anekdotlarla doludur. İşte buyurun…

Hal Muhasebesi

İlk olarak İbn Teymiyye ile varlığını hissettiren, Muhammed b. Abdulvahhab ile radikal bir hüviyet kazanan selefilik, bugün ilmi ve siyasi alanda hayli etkin bir konuma gelmiştir. Mezhepleri taklit etmek yerine, içtihat yapmaktan yana tavır alan selefilik, inanç alanında da farklı telakkiler içerisinde olmuş; tevessül, kabir ziyareti gibi meşruiyetini nasslardan alan hususların caiz olmadığına hükmetmiştir. Allah Teala’nın sıfatları ve müteşabihat konusunda da Haşviyye ile benzer kabulleri paylaşan selefiler, kendileri gibi düşünmeyen Müslümanları “ehl-i zeyğ” olarak nitelemekten çekinmemişlerdir.

Bugün gelinen nokta itibariyle ümmetin ilmi, ictimai ve siyasi bünyesini olumsuz yönde etkileyen selefiliğin tanımı, kurucusu, görüş ve etkileri itibariyle fotoğrafının çekilmesi, neyin Sünnet ve Cemaat akidesine munasip neyin de muhalif olduğunun belirlenebilmesi açısından önem arz etmektedir. İnkişaf, bu muhim vazifeyi ifa ederken gerek İbn Teymiyye karşıtlarının gerekse de bağlılarının mutassıb üsluplarından uzak durma gayreti içerisinde olmuştur.

Arşiv

En çok okunanlar
TARİHSELCİLİK YA DA KATOLİSİZMİ OLMAYAN KUR

İhsan ŞENOCAK MUKADDİME Zaman ve mekan üstü duruşuyla bütün insanlığa konuşan, her devrin inşasına etkin olarak katılan ve müminlerinden her halükarda ahkamının tatbik edilmesini talep eden Kur

İSTİKLAL MAHKEMESİ ÖNÜNDE BİR ULU HOCA: ALİ HAYDA

Ahmet AÇIKGÖZ Cübbe, takke, sarık bütün bunlar irticaya işaret ediyor, maziye dönmeye çağırıyordu. Surette değişim gerekliydi. Mahalle muhtarından, Cumhuriyet Halk Fırkası çaycısına, köydeki Ahmet

ÖMRÜNÜ YANLIŞA ADAYAN ADAM: FAZLURRAHMAN

Recep YILDIZ İslam Dünyasının Batı karşısındaki konumunun ciddi manada sorgulanmaya başlandığı on dokuzuncu yüzyılda yeni arayışlar gündeme geldi. Müslümanlar, Kuran ve Sünneti algılayış biçimleri

MECELLE VE ALİ HAYDAR EFENDİ

Ahmet AÇIKGÖZ Mevlana, aklın egemen olduğu bir devirde ruh adına konuştu. Konuşmalarını kayda geçti, Mesnevi’yi yazdı. Ali Haydar Efendi ise küfrün ve cehaletin hakim olduğu bir zamanda

SÜLEYMAN ATEŞ’İN “CENNET KİMSENİN TEKELİNDE DEĞİL

Muhammed Ali es-SÂBÛNÎ (Türkçesi: Ömer Fâruk TOKAT) Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla Allah Teâlâ’ya hamd ve âlemlere rahmet olarak gönderilen O’nun değerli elçisi efendimize
Casino Online Argentina Dinero Real